"Her zaman savaşmanın intihardan başka bir farkı yoktur Garion. Binlerce dövüşten galip çıkabilirsin ama birinde kaybetmen ruhunu boşluğa göndermeye yeter."
"Mandorallen savaşmanın olabilecek en onurlu şey olduğunu söylüyor."
"Mandorallen yarım tonluk bir zırhla yolculuk yapmasının atı için hiçbir zorluk yaratmadığını da söylüyor." diye homurdandı İpek. Atın gözlerindeki derin hüzne bakılırsa ince alayı pek boşa gitmemişti.
"Bu doğru olsa bile ne zaman savaşıp ne zaman kaçacağımı nereden bilebilirim ki?" dedi Garion.
"Beynin Garion, onu sadece dev kayalara uçmaları için emir verirken kullanamazsın."
Garion Aşarak'ı yanarken izlediği günü hatırlayınca midesi kasıldı. Yeteneklerinin yeni farkına varan biri içim makul derecede endişeliydi. Belgarath ile o uzun konuşmayı yapmamış olsa eve doğru koşarak kaçacağından emindi. Evinin ne tarafta olduğunu bilseydi.
"Ağır zırhlı bir Murgo şövalyesi mideme bir buçuk metrelik bir çelik parçası sunma ümidiyle üzerime koşarken yeterince iyi düşünebileceğimi zannetmiyorum."
"Korkuyla yaşayan insanlar iyi düşünemediğinde kaçar. Belki sen de öyle yapmalısın."
"Ben korkak değilim!" diye patladı Garion. Polgara'nın kendisini sürekli ayak altından çekmesine duyduğu öfke zaman zaman kontrolden çıkıyordu.
"Değilsin. İnsanları dokunmadan ateşe verebiliyorsun, ölü bir tayı canlandırabiliyorsun, kilitli kapıları tek dokunuşunla açabiliyorsun. Bütün bunlar sadece 16 yaşında bir çocuk olmanı değiştirmiyor Garion, savaştan kaçmanla değerlendirilebilecek bir yaşta değilsin. Tam aksine senden beklenen bu, kehanet gerçekleşene kadar yaşaman gerekiyor. Kaçabildiğinde, kaç."
"Ama kaçmak istemiyorum, Durnik kadar iyi savaşabilirim."
"Hiçbirimiz onun kadar iyi savaşamayız. Biz düşmanlarımızın zayıf noktalarını bulmak için uğraşırken Durnik yarısının kafasını uçurmuş oluyor. Bir gün kendi kafası yerinden çıkmaya karar verirse Polgara onu önce canlandırır, sonra tekrar öldürür."
"Evdeyken ne ona ne de bana böyle davrandığını görmemiştim."
"Evdeyken yaptığınız en tehlikeli şey bulaşıkları yıkamaktı Garion."
Garion tekrar evini hatırladı. Nyissa'dan, Drasniya'dan, Tolnedra'dan geçtikleri haftalar boyunca görüntüler aklından yavaş yavaş silinse de duyduğu özlemi silemiyordu.
"Bana biraz güvenirse ölmem, ama bulaşıkları yıkarken bile gözü üstümde olursa sıkıntıdan ölebilirim."
"Dünyanın her yerinden seni bulup öldürmek için casuslar gönderiliyor, bazıları insan bile değil. Bunlar bitene kadar dostlarına bile güvenemezsin. Her insan hata yapar, sen hata yaptığında Polgara orada olmazsa bütün dünyayı kaybederiz."
"Güvenemezsem dostlar ne işe yarar ki?"
"Onlardan nefret et demiyorum, ben de senin dostunum ama bana da güvenemezsin. Tanrılar bile zaman zaman saçmalar, onlardan daha üstün olduğumuzu düşünme."
"Bütün bunları yaşamak zorunda olmam haksızlık."
"Sadece dünyanın en iyi hırsızı olaran anılmak yerine Drasniya Prensi ünvanını taşımak da haksızlık, ama şikayet ettiğimi hatırlamıyorum. Bazı şeyler bizim tercihimiz değildir, bazı şeyler kimsenin tercihi değildir."
İpek günler sonra ilk kez Drasniya'yı, Porenn'i hatırladı. Ayrı olmalarının nedeninin bu yolculuk olmadığını da.
"Bunlar yaşadıklarımızı daha katlanılır yapmıyor."
-Ve şikayet etmek daha çekilmez hale getiriyor Garion. Ce'nedra seni yontmakta zorlanacak.
Garion'un yüzü beyaz ile kırmızı tonları arasında gidip geldi ve en sonunda çareyi kıpkırmızı olmakta buldu.
"Susmamı söylesen yeterdi."
"Susmanı istemiyorum. Aslında istiyorum ama yağan karın olmayan sesini dinlemek yerine seni dinlemek daha az rahatsız edici. Ayrıca Ce'nedra bir prenses, sen ona ilgi duymuyorsan bile o seni istediğinde alır. Ama işler zaten böyle değil, değil mi?"
Garion'un yüzü bu kez kırmızı ile mor arasında kendisine oturaklı bir patlıcan rengi buldu.
"Ona ilgi falan duymuyorum ben!"
İpek güldü. "Senin yaşında Ce'nedra gibi birine ilgi duyamamak acı verici olmalı. Neyse ki onun konumunda birinin ilgi görmek için çabalamasına gerek yok, birini bulacaktır.
Garion içinden geçen rahatsız edici sıcaklığa küfretti.
"Ondan nefret etmiyorum, sadece..."
"Sadece seni sinirlendirmekten zevk alıyor gibi görünüyor ve sen karşılığında bir şey yapamıyorsun."
"Evet demem mi gerekiyor?"
"Kadınlar böyledir Garion. Onlara bir korsana davrandığın gibi davranamazsın ama gerektiğinde bir korsan kadar acımasız olabilirler. Bu onların ilgilenme biçimi, bizim küçük ve sinir bozucu oyunlar olarak gördüklerimiz onların hayatının en büyük eğlencesi. En azından seni sinirlendiren ama sevdiğin biriyle yaşayacaksın. Yaşayamamaktan iyidir."
Garion İpek'in Drasniya'dan ayrıldıktan sonra giderek daha sessiz biri olduğunun farkındaydı. Günün on saatini konuşmaya ayıran biri için farkedilmemesi oldukça zordu.
"Ayrıldığımızdan beri Porenn'i düşünüyorsun değil mi?
İpek'in yüzünden bir karaltı geçti.
"Porenn'in düşünülmeye ihtiyacı yok. O benim kraliçem ve hala sadık olduğum bir kralım var."
"Yine de düşünüyorsun."
"Murgolar hariç kimse düşünmeden hayatta kalamaz ve Murgolar hariç herkes aşık olduğu kadını düşünerek ömrünü yavaş yavaş kısaltır. Hayat bazı ırklar için daha kolay."
"Onunla konuşmayı denedin mi?"
"Bak Garion, Porenn resmi olarak evli ve kocam dediği kişi benim kralım. Krallık içinde biri bundan haberdar olsa kafam yerinde iki günden daha uzun süre kalmazdı."
"Seni endişelendiren şey hayatta kalıp kalmamak değil." dedi Garion. Bir an aynı hissi iç organlarının anlamsız bir köşesinde hissedince irkildi.
"Beynini Nyissa'da böyle pratik kullansaydın Aşarak'tan o darbeyi yemezdin."
"Yani?"
"Bazen sevdiklerinin senden uzak olması daha iyidir."
"Porenn sadece seni gördüğünde mutlu oluyor, sen de sadece Porenn'i gördüğünde yalan söylemiyorsun. Bir labirent içinde birbirinizi bulup yeniden kaybetmeye çalışmak yerine kaçabilirsiniz."
"Kafamı olduğu yerde sevdiğimi söylemiş miydim?"
"Porenn'i sevdiğini de söylemiştin."
"Bazı şeylerin kimsenin tercihi olmadığını da söylemiştim. Git biraz odun topla, üşümekten daha yararlı şeyler yapmazsak Polgara üstümüzdeki giysileri ateş yakmak için kullanır"
Not: Evet var olan hikayelerin karakterlerini çalıp kendim devam ettiriyorum ve böyle bir özgürlüğüm var. Ne? Daha iyi bir oyalanma aracı bilen varsa mail adresim aşağılarda bir yerde olacak.
"Kadınlar böyledir Garion. Onlara bir korsana davrandığın gibi davranamazsın ama gerektiğinde bir korsan kadar acımasız olabilirler. Bu onların ilgilenme biçimi, bizim küçük ve sinir bozucu oyunlar olarak gördüklerimiz onların hayatının en büyük eğlencesi. En azından seni sinirlendiren ama sevdiğin biriyle yaşayacaksın. Yaşayamamaktan iyidir."
magnifique!